Video için:
Ülkenin en travmatik olaylarından biri, 2009 yılında yaşanan Münevver Karabulut cinayetiydi. Bu olay gerçekleştiğinde ben henüz 12 yaşındaydım, fakat olayı çok iyi hatırlıyorum. Ülkenin gündemine oturmuştu ve hala dün gibi aklımızda. Kesinlikle unutmamamız gereken bir olay.
İşin garip tarafı ise, Garipoğlu Ailesi'nin yaptığı paylaşımlarla gündeme gelmeye devam etmesi. Yaklaşık 2 sene önce, Cem Garipoğlu'nun kız kardeşi Sakine Garipoğlu, ekranlarınızda görmüş olduğunuz paylaşımıyla gündeme gelmişti. Bilmeyenler, "Bu paylaşımda ne var? Neticede katil kendisi değil, arkadaşlarıyla oturup gülüp eğleniyorlar," diyebilir. Fakat durum öyle değil. Münevver Karabulut katledildikten sonra çekilen fotoğraflarda, oturdukları bu koltukta çıkmıştı. Garipoğlu Ailesi bu koltuğu kullanmaya devam etti ve aradan yıllar geçtikten sonra Sakine, bu koltuğun üzerinde oturup gülerek poz verdi. Bu paylaşım, nispet yapar gibi bir tavır içerdiği için hoş karşılanmadı.
Sakine Garipoğlu, bu paylaşımıyla tekrar gündeme geldi. Bu seferki gündeme gelme sebebi ise, ekranlarınızda görmüş olduğunuz bu paylaşımdı. Peki, bu paylaşım neden önemli? Neden gündeme geldi? Ne anlatıyor? Buna geçmeden önce, neler olduğunu bir hatırlayalım.
Öncelikle, genç kadının kim olduğundan bahsedeyim. Cesedin üzerinde hiçbir kimlik belgesi yoktu ve kıyafetleri çöpe atılmıştı. Polis ekipleri cesedi otopsiye gönderdi ve kimliğini tespit etti. Cesedin, henüz 18 yaşında olan Münevver Karabulut'a ait olduğu öğrenildi. Münevver Karabulut'un ailesi, kızlarının kaybolduğunu polise bildirmişti. Bu yeni gelişme, cinayet soruşturmasını bambaşka bir boyuta taşımıştı.
Yapılan otopsi araştırmalarına göre, Karabulut'un vücudunda 13'ü kafasında olmak üzere toplam 29 kesik olduğu ortaya çıkmıştı. Başı, henüz sağken gövdesinden ayrılmıştı. Vücudunda ve giysilerinde ise birden fazla erkeğin tükürük ve spermi tespit edilmişti. DNA testlerine göre, spermlerin Cem Garipoğlu'nun soy ağacından aynı aile bireylerine ait olduğu ortaya çıktı. Münevver Karabulut'un boynunun altındaysa V şeklinde bir kesik vardı. Diğer kesiklerin analizi ve sırtında toprak bulunması, uzmanların görüşüne göre, Münevver Karabulut'un sadist bir ayin sonucu öldürüldüğünü gösteriyordu.
Peki, Münevver Karabulut'u kim öldürmüştü? Bu sorunun cevabını bulmak için polis, kızın hayatını araştırdı ve çok ilginç sonuçlarla karşılaştı. Münevver Karabulut'un sevgilisi olan Cem Garipoğlu, ünlü iş adamı Hayyam Garipoğlu'nun yeğeniydi. Evet, yanlış duymadınız.
Hayyam Garipoğlu kimdir? Uzatmadan, direkt Vikipedi'den kısa bir alıntı yapacağım: "Garipoğlu Şirketler Topluluğu'nun yönetim kurulu başkanı. Özellikle Türk bankalarıyla bilinen Türk Ticaret Bankası'nın satışında ihale fesat karıştırdığına dair iddialar, mâruzi cinayet davasında üzerinde şüpheler bulunması ve gözaltına alınması, Sümerbank'ı almak için ihaleye katılması ve 103.5 milyon dolara satın almasının yanı sıra, ardından bankadan dolayı zimmet suçu nedeniyle ceza alması. Son olarak, Münevver Karabulut cinayetinde sanık olan Cem Garipoğlu'nu saklaması nedeniyle suçluyu kayırmak suçundan dolayı 3 sene hapis cezası almasıyla tanınıyor." Maşallah, sicili gerçekten çok temiz!
Cem Garipoğlu, Münevver Karabulut cinayetinde baş şüpheli olarak gözaltına alındı ve mahkemeye çıkarıldı. Mahkemede Cem Garipoğlu, çok ilginç bir ifade verdi ve olayın nasıl gerçekleştiğini anlattı: "Olay tarihinde Münevver'in okuluna gittim. Birlikte karar alıp bize geldik. Evde kimse yoktu. Arka bahçeden içeriye girdik. İki sevgili gibi öpüştük, sarıldık. O sırada Münevver lavaboya gitti. Masanın üzerinde bulunan telefonu karıştırdım, mesajlara baktım. 'Sevgilim, canım' yazılı mesajları gördüm. Mesajların ne olduğunu sordum. Münevver de, 'Ben seni seviyorum, bu mesajın bir önemi yok,' dedi. Münevver'in bu umursamaz tavrı beni çok kızdırdı. Israrla mesajların kimden geldiğini sordum. 'Sen benim babam mısın, soruyorsun?' dedi. Tartışma çıktı. Münevver'e çok sevdiğim için deliye döndüm. Cinnet mi geçirdim, hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde Münevver'i ölü buldum. Masanın üzerindeki bıçakla vücuduna vurduğumu tahmin ediyorum. Münevver'i cansız görünce kendimi de öldürmek istedim, ancak yapamadım. Yanımızda kimse yoktu. Babam bana ne olduğunu sordu, beni sıkıştırdı. Ben de kız arkadaşım Münevver'in eve geldiğini, içtiğimizi ve onu kazayla ittiğim sırada kafasını masaya çarptığını söyledim. Evdeki kanı bu şekilde açıkladım. Babam da bana, 'Münevver'i ara, durumunu sor,' dedi. Babamdan gerçeği gizledim. Şirket çalışanları Mehmet Karayakalı ve Habip Kurt'un bulunduğu lojmana geldik. Babam beni burada bıraktı ve gitti. Mehmet Karayakalı bana soru sormaya başladı. Ben de babamla tartıştığımı söyledim. Bir süre sonra lojmana çıktım. Babam sonra geri geldi. Bahçeşehir'de bulunan bir kafeye gitmek istediğimi söyledim. Babam beni kafede bıraktı. Bir süre tek başıma oturdum. Sonra hatırlamadığım bir şahıs yanıma geldi. Uzun boyluydu. Beni tanıdığını düşündüm ve arabaya bindim. Bu kişiyle birlikte bilmediğim bir yere gittik. 6 saat yolculuk yaptık. 7 ay boyunca tek başıma bir evde kaldım. Tanımadığım bir kişi, on günde bir gelip yiyecek bırakıyordu. Saklandığım sırada ailemden kimseyle görüşmedim. 7 ay sonunda bir kişi eve geldi ve beni teslim edeceğini söyledi. Oğlum, bir tane televizyondan izliyordum. Ben bu kişiye teslim olacağımı söyledim. Bu kişiyle birlikte yolculuk yaptık. Daha sonra yol kenarında beni bıraktı ve 'Birazdan gelecek araca bin,' dedi. O araca bindim. Araçta Avukat Aytekin Kaya vardı. Avukat bana büfeden yiyecek aldı. Daha sonra gelip polisler beni aldı. Pişmanım. Böyle bir suç işlemek istemezdim. Keşke onun yerine ben ölseydim. Keşke onu geri getirmek mümkün olsaydı. Ailesi için zor bir durum. Benim yüzümden kızları öldü. Kendi ailem için de üzgünüm. Oğulları katil oldu. Suçu tek başıma işledim. Pişmanım," ifadelerini kullandı.
Tabii ki, hiç kimse bu söylemlerde samimi olduğunu düşünmüyor. Cem Garipoğlu'nun yaklaşık 9 sene önce hapishanede intihar ettiği haberleri gündeme gelmişti. Tabii ki, bu habere neredeyse kimse inanmadı. Başta Münevver Karabulut'un ailesi, Cem Garipoğlu'nun gerçekte ölmediğini, kaçtığını ya da kaçırıldığını düşünüyor. Münevver'in babası Süreyya Karabulut, bu şüphelerini suç duyurusuyla tekrar gündeme getirdi. Süreyya Karabulut'un iddialarına göre, Cem Garipoğlu aslında ölmemişti, kaçmıştı ya da kaçırılmıştı ve şu an başka bir ülkede hayatına devam ediyordu.
57 yaşındaki Süreyya Karabulut, "Yıllarca süren bir kabustur bu olay benim için. O suçlunun cesedini görmem gerekiyordu. Belki de o zaman ikna olabilirdim. Ama böyle bir gösteri yapılmadı. Ben Cem Garipoğlu'nun intihar ettiğine inanmıyorum. Çünkü suçlunun kendi yaşamına son verme olasılığına ihtimal vermek zor. Ya öldürüldü ya da kaçırıldı. Bu kabusun bitmesi için mezarının açılmasını isteyeceğim," demişti.
Süreyya Karabulut, savcılığa suç duyurusunda bulundu, fakat bu talep reddedildi. Benim fikrimi soracak olursanız, bu acılı babanın içinin hafiflemesi için, eğer ki gerçekten öldüyse, bunun gösterilmesi kesinlikle gerekiyordu. Çünkü kendisinin de söylediği gibi, kızının anıları aklından çıkmıyor. Adaletin yerini bulmadığına inanıyor ve pek tabii ki uykusuz geceler geçiriyor.
Söylenene göre, Cem Garipoğlu'nun öldüğüne dair resmi deliller vardı. Reddedilme açıklaması olarak da, kısaca Cem Garipoğlu'nun başına poşet geçirdiği ve ağzı burnu kapandığı için nefes alamayıp öldüğü belirtildi. Süreyya Karabulut, daha sonra mezarın açılmasını istedi, fakat bu talep de reddedildi.
Süreyya Karabulut, neden inanmadığını şöyle açıkladı: "Kızımın koltukta parçalara ayrıldığı o acı dolu anı, vicdansızların mutlu aile pozları verdiği an... Onların hayatında hiçbir şeye değişmedi. Ne evlat acısı yaşadılar, ne de kızıma dair bir acı hissettiler. Ayrıca, katilin cezaevinde Çince ve İngilizce öğrendiği iddiaları, yurt dışında görüldüğü haberleri... Ben bir baba olarak, kızımın rüyalarıma girdiğini hissediyorum ve bu hisle yüzde yüz eminim: O adam ölmedi."
Benim fikrimi soracak olursanız, ben Süreyya Karabulut'a kesinlikle inanıyorum. Bence de Cem Garipoğlu ölmemiştir. Peki, siz bu konuda ne düşünüyorsunuz? Bu katil gerçekten öldü mü, yoksa kaçtı mı? Ya da kaçırıldı mı? Süreyya Bey'in bu talebi haklı mı? Bu konudaki yorumlarınızı gerçekten merak ediyorum.